Yüksek Topuklar’da En Özel Kadınla En Özel Röportaj

Bedriye HülyaBedriye Hülya, B-fit’i hayata geçirdikten sonra daha gidecek çok yolu olduğunu söylese de, etrafındaki kadınlara sihirli bir değnek gibi dokunup onların hayatını baştan sonra değiştirebiliyor. Kadınlar için hazırlanan harika bir platform olan B-fit hakkında Yüksek Topuklar ekibi olarak markanın kurucusu Bedriye Hülya ile harika bir röportaj yaptık.

B-fit ile aranızda nasıl bir bağ var?

Seri girişimciyim ve 23 yaşından beri de kendi işlerimi kuruyorum. Bunu yapmaktan çok büyük zevk alıyorum.  İlk defa hayatımda 8 senedir tek bir işim var. B-fit pıtrak gibi kabarıyor, altından daha önce planlamadığımız iş dalları çıkıyor ve bu bana çok iyi geliyor.

250 bin üyemiz var, 280 kadın iş buldu

Eskiden başarımızı parayla ispat etmek zorundaydık. Ne kadar kazanıyorsak o kadar başarılı olurduk. Ama B-fit’te biraz farklı toplumsal bir etki yaratıyorsunuz. Böyle bir şeyi ortaya koymak müthiş. 250 bin tane üyemiz var. 280 tane kadın iş buldu. 240 tane franchising açıldı. 750 tane kadın B-fit’te çalışıyor. Bu acayip güzel bir şey.

Herkese yardım etme gibi bir yönünüz var yani?

Evet ortaokuldan beri herkese iş bulurdum ya da kendi işlerini açmalarına yardımcı olurdum. O zamandan beri hep arkadaşlarıma, “sen yaparsın, başarırsın” gibi motive ederdim. Bir yandan da kendime iş arardım. O yüzden bu iş bana cuk oturdu.

B-fit’i hayata geçirdikten sonra hedefinize ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

Batıdan gelen hedefe ulaşma çabası var bende yok. Çünkü o hedefe giderken önünden geçeceğiniz yolların çok önemli olduğunu düşünüyorum.  O yollardan geçmek benim için çok daha önemli. Benim 5 yıllık hedefim şu olsun ben de oraya koşayım diye bir hayalim olmadı. Bunu biraz saçma buluyorum. Çünkü hayat kendini biraz açarak gidiyor. Bu işin gideceği yeri bilirim. Ama şu kadar zamanda şunu tamamlayacağım demedim. Çünkü bir yandan da benim farkına varmadığım iş kollarını açabiliyor. Biz B-fit’in içinde ürün satıyoruz.  Ürün satmanın benim için bir iş kolu olacağını tahmin etmemiştim. Daha sonra deneye deneye bulduk. Biz kadınlara iyi tasarım, iyi kalite, orta fiyatı çok iyi satıyoruz. O bizim için artık bir iş kolu.

B-fit’i bilmeyen kadınlar için nasıl tanımlarsınız?

B-fit, kadınların hem spor yaptığı hem birlikte var olabildiği, çalışabildiği kadınların mekanı olarak tanımlarım.

B-fit’te çalışmak isteyen bir kadının bu zincirde yer alması için ne yapması gerekiyor?

Birkaç türlü yer alabilir.

Birincisi, üyemiz olabilir. Üyelik ücretlerimiz bulunduğu şehre göre, üyelik tipine göre değişiyor. Yani, Çorum’daki üyeyle, İstanbul Ulus’taki üyenin ödediği fiyat aynı olmuyor.

İkincisi, gelip B-fit’lerde çalışabilir. Özellikle spor akademilerinden mezun olmuş insanları bekliyoruz.

Üçüncüsü, bizden franchising alabilir. Yani üyemiz olabilir. Bunun içinde başvurduktan sonra karşılıklı bir araya gelip anlatıyoruz, konuşuyoruz. Gerçekten bu işi yapmak isteyecek mi ona emin oluyoruz.  Nasıl yapacağını anlatıyoruz. Biraz para yatırması gerekli ama bunlar çok uçuk rakamlar değil. 65 bin TL gibi bir fiyata maal oluyor her şey dahil açması. Daha sonra her aşamasında onun yanında oluyoruz. Yerini buluyoruz, elemanlarını buluyoruz, programını veriyoruz, dekorasyon desteği veriyoruz, açılıştan sonra hedefini belirliyoruz o hedefi tutturmuş mu bunu kontrol ediyoruz. Tutturanlar nasıl tutturmuş diye öğrenip ona öğretmeye çalışıyoruz. Tutturmadıysa destek ekiplerimiz gidiyor ne olmuş diye bakıyor. Bu şekilde bizimle beraber büyümesini ve bir iş sahibi olmasını sağlmaya çalışıyoruz.

B-fit dışında başka neler yapıyorsunuz?

Orta doğuya doğru gidiyoruz. Çocuklar için bir yer açma hayalimiz vardı. Onu da açtık. Şimdi o da 2 senesini bitirdi ve 7 franchising verdik. Kadın sağlığı ve spor derneğimiz ve kadın mesleki ve kişisel gelişim derneklerimiz de var.

Bir süre Amerika’da yaşamanız size ne gibi artılar sağladı?

Biraz kendime güvenmemi sağladı. Çünkü ben her zaman uyumsuzdum Türkiye’de. Hep uyumsuz oldum.  Okulda arkadaş bulamazdım. Sürekli rehberlik öğretmenin yanına giderdim. Onun sayesinde devam edebildim. Amerika’ya gittiğimde baktım ki, benim gibi çok insan varmış. Ben çok düz bir insanım. Eşoftmanımla hayatımı geçirebilirim. O ortama göre giyinmek zorunda hissetmek fena gelir bana. Makyaj genel olarak yapmayı sevmem. Çok ast-üst ilişkileri beni rahatsız eder. Çünkü üretkenliği azalttığına inanırım bunun. Bizim ofisimizde ast-üst ilişkisi yoktur. Türkiye’de bir insana ulaşmak için onun sekreterlerini aşmanız gerekir. Bu bana çok saçma geliyor. Yurtdışında da şirket kurdum. O kadar kolay ki, gidiyorsunuz internetten 75 dolara  kuruyorsunuz şirketinizi. Kadınların iş kurmasına yardım eden bir dernekten nasıl yapacağını öğreniyorsunuz, para bile bulmanıza yardım ediyorlar. Ulaşmak istediğiniz insanlara direkt telefon açıyorsunuz. Bu satın alma başındaki insan olabilir, başkanı olabilir. Bu çok bana uygun bir olay. Bir anda kendi ailemde gibi yaşamaya başladım.  O kadar da deli olmadığımı anladım. (gülüyor)

Peki sizi diğerlerinden ayıran nedir?

Erken yaştan beri çok kitap okuyor olmam olabilir. Bizim evde normal şartlarda yemek yenir arkasından kitap okunurdu. Bende öyle bildiğim için 5 yaşımdan beri kitap okuyorum. Bunun fark getirdiğini düşünebilirim.

Bedriye Hülya